İlk Çağın Son Yılı 2920 – Nisan

Son Güncelleme: , mertusta

11 Nisan, 2920
Artaeum Adası, Summerset

Çaylaklar avludaki çardağın yanında bir sıra oluşturmuş, alevler içinde parıldayan uzun ve derin mermer çukuruna bakıyorlardı. Mermerin üzerindeki hava ısının verdiği dalgayla titreşiyordu. Her öğrenci bütün Psijic’lerin yapması gerektiği gibi hareketsiz ve duygusuz bir ifade takınmış olsa da şaşkınlıkları sıcaklık kadar netti. Sotha Sil gözlerini kapattı ve ateşe Kuvvet tılsımını fısıldadı. Yavaşça çıtırdayan alev havuzuna adımlarını attı. Sonraki adımı tek bir çizik dahi almadan diğer taraftan tırmanmak oldu. Cübbesi dahi yanmamıştı.

“Tüm büyülerde olduğu gibi tılsım da kendi yetenekleriniz doğrultusunda ona yüklediğiniz enerjiden güç alır.” dedi. “Hayal gücünüz ve kararlılığınız en önemli noktalardır. Havaya veya çiçeklere karşı bir Kuvvet büyüsü yapmaya gerek yoktur. Hatta ateşe karşı sizi koruması için bir büyü yaptığınızı dahi unutmanız lazım. Sözlerim kafanızı karıştırmasın: Korunma, ateşin gerçekliğini asla reddetmez. Ateşin özünü, kendi dokusunu, açlığını ve hatta sıcaklığını dahi hissedecek ama asla canınızı yakmayacağını bileceksiniz.”

Öğrenciler kafalarını salladılar ve birer birer korunma büyülerini fısıldayıp ateşin içindeki yolculuklarına doğru ilk adımı attılar. Hatta bazıları o kadar ileri gitti ki ateşin içinde yuvarlandılar ve kucaklarına ateş öbekleri alıp gökyüzüne saçtılar. Ateş büyük bir baloncuk gibi ellerinde patlıyor, parmaklarının arasında eriyordu. Sotha Sil gülümsedi. Korkularıyla hayran bırakacak şekilde savaşmışlardı.

Baş Denetmen Thargallith, ahşap çardağın tarafından koşarak geldi. “Sotha Sil! Almalexia, Artaeum’a ulaştı. Iachesis seni çağırmamı söyledi.”

Sotha Sil, Thargallith’e kısa bir anlığına döndü fakat çığlıklardan neler olup bittiğini hemen anlamıştı. Genç Kuzeyli Wellig, tılsımı üzerine adam akıllı yapamamış, alevler içinde kalmıştı. Yanmış saç ve et kokusu, Genç Kuzeyli’yle birlikte alev çukurundan çıkmak isteyen diğer öğrencileri de telaşlandırdı fakat bulundukları nokta çıkışa yakın değildi. Sotha Sil, tek bir el hareketiyle alevi söndürdü.

Wellig ve birçok öğrenci yanmıştı ama çok ciddi değildi. Büyücü, Thargallith’e dönmeden önce yananlara bir iyileştirme büyüsü yaptı.

“Biraz dan sana katılacağım ve Almalexia’ya da kafilesinin üzerindeki toz tabakasını silkelemek için gerekli zaman verilecek.” Sotha Sil öğrencilerine döndü, sesi gür çıkıyordu. “Büyüleri bozan korku değildir fakat şüphe ve kendine güvensizlik bir büyücünün en büyük düşmanıdır. Efendi Welleg, eşyalarınızı toplayın. Yarın sabah sizi anakaraya götürmesi için bir tekne ayarlayacağım.”

Sotha Sil, Almalexia ve Iachesis’i çalışma odasında çay içip gülüşürken buldu. Hatırladığından çok daha güzeldi fakat onu hiçbir zaman böylesine perişan, battaniyeye sarılmış ve uzun siyah örgüsünü ateşin önüne kuruması için sarkıtmış bir halde görmemişti. Kadın Sotha Sil’in yaklaşmasıyla yerinden fırlayıp adamın boynuna sarıldı.

“Morrowind’den buraya yüzerek mi geldin yoksa?” diye gülümsedi adam.

“Büyükada’dan beri bardaktan boşalırcasına yağıyor.” diye açıkladı kadın, adamın gülümsemesine cevap vererek.

“Arada sadece yarım fersah fark var ama buraya hiç yağmıyor.” dedi Iachesis gururla. “Elbette, bazen ben de Yaztutan’ın güzelliğini özlüyorum ve bazen de anakarayı. Yine de oralarda başladıkları işleri bitirenlere karşı büyük bir hayranlık besliyorum. Dünya sıkıntı dünyası. Sıkıntılardan bahsetmişken, şu savaş hakkında duyduklarım da neler böyle?”

“Geride bıraktığımız seksen yıl boyunca tüm kıtayı kana bulayan vakayı mı kastettiniz, Üstadım?” diye sordu Sotha Sil, şakayla karışık.

“Sanırım ondan bahsettim.” dedi Iachesis omuzlarını silkerek. “Peki gidişat nasıl?”

“Sotha Sil’i Artaeum’u terk etmesi için ikna edemezsem kaybedeceğiz” dedi Almalexia, yüzündeki gülümseme kaybolmuştu. Aslında bekleyip arkadaşıyla özel olarak konuşmayı düşünüyordu fakat yaşlı High Elf devam etmesi için ona cesaret vermişti. “Bazı düşler gördüm; gerçekleşeceklerinden eminim.”

Sotha Sil bir müddet sessizliğini korudu, daha sonra Iachesis’e baktı, “Morrowind’e dönmem lazım.”

“Seni tanırım. Bir şeyi yapman gerekiyorsa yaparsın.” diye iç çekti yaşlı Üstat. “Psijicler yollarından sapmazlar. Savaşlar yapılır. İmparatorlar yükselir ve düşer. Gitmen gerekir… Ve bizim de.”

“Ne demek istiyorsun Iachesis? Adayı terk mi ediyorsun?”

“Hayır. Ada denizi terk ediyor.” dedi Iachesis. Sesinde hayal kurmuş bir insanın tınısı vardı. “Birkaç yıl içinde Artaeum sisle kaplanacak ve hepimiz gitmiş olacağız. Biz doğanın elçileriyiz ve şu an Tamriel’de gereğinden fazla elçi var. Hayır, gideceğiz ve yurt tekrar bize arzu duyduğunda geri geleceğiz. Belki de başka bir çağda.”

Yaşlı Elf doğruldu. Sotha Sil ve Almalexia’yı yalnız bırakmadan önce içkisinden son bir yudum aldı: “Son tekneyi kaçırmayın.”


 

İlk Çağın Son Yılı 2920 – Mayıs ile devam edecek…

Eğer yazım veya bilgi hatası bulduysanız ilgili yeri seçip Ctrl+Enter ile bize bildirebilirsiniz.

Yazım Hatası Bildirimi

Renkli kısım rapor edilecek: