İlk Çağın Son Yılı 2920 – Ekim

Son Güncelleme: , mertusta

29 Ekim, 2920
Phrygias, High Rock

Solgun gün ışığı, sislerin arasından ormanı yıkıyordu. Turala, Doryatha ve Celephyna atlarını sürüyorlardı. Zemin ince bir kırağı tabakasıyla kaplanmış, yer yer ıslaktı. Yolu belli olmayan tepelerin tabanı kaygandı. Turala cadılar meclisine tekrar dönüşündeki heyecanını saklamaya çalıştı. Wayrest tam bir maceraydı. Ahalinin kendine attığı korkmuş ve saygı dolu bakışları görünce hayran kalmıştı. Fakat son birkaç günde tek düşündüğü kız kardeşlerine ve çocuğuna dönmek olmuştu.

Acı bir rüzgar saçlarını öyle öne savuruyordu ki önündeki yoldan başka bir şey göremiyordu. Yanına yaklaşan süvariyi önüne geçene dek duymadı bile. Dönüp Cassyr’i gördüğünde, eski bir dostu görmenin verdiği heyecan ve şaşkınlıkla çığlık attı. Adamın suratı solgun ve asıktı fakat Turala bunun yol yorgunluğu olduğunu düşündü.

“Seni Phrygias’a ne geri getirdi?” diye gülümsedi. “Dwynnen’de iyi bakmadılar mı sana?”

“Yeteri kadar iyi baktılar.” dedi Cassyr. “Skeffington Cadı Meclisi’ne işim düştü.”

“Bize katil.” dedi Turala. “Seni Mynistera’ya götüreyim.”

Dört atlı yollarına devam ettiler ve cadılar Cassyr’i Wayrest hikayeleriyle eğlendirdiler. Doryatha ve Celephyna’nin Yaşlı Barbyn’in Çiftliği’nden ayrılmalarının pek nadir bir olay olduğu belli oluyordu. Skeffington Cadıları olarak kız kardeşler ve büyük ablalar, hepsi bir arada burada doğmuşlardı. Turala’ya garip geldiği kadar, kız kardeşlere de sıradan Ulu Kaya şehir yaşamı fazlasıyla egzotik gelmişti. Cassyr pek az konuştu fakat dinlediğinin göstergesi olan gülümseme ve baş sallamalarını eksik etmedi. Şükür ki kızların duydukları hiçbir hikaye kendi ahmaklığıyla ilgili değildi. Ya da en azından ona söylememişlerdi.

Doryatha, tanıdık bir tepenin üzerinden geçerken bir gece önce handa duyduğu rehin dükkanında rehin kalan hırsızın hikayesinin tam ortasındaydı. Birdenbire durdu. Ahirin görünür olması gerekiyordu fakat değildi. Diğer üçü de onun baktığı sise baka kaldılar bir müddet ve bir an sonra Skeffington cadı meclisinin eskiden olduğu yere doğru dört nala atlarını sürdüler.

Yangın söneli baya olmuştu. Geride kalanlar, küller, iskeletler ve kırık silah parçalarıydı. Cassyr bir ork baskının ne olduğunu iyi bilirdi.

Cadılar atlarından düşercesine atladırlar. Ağlayarak yıkıntılara doğru koşuyorlardı. Celephyna, Mynistera’nin cübbesinden kopmuş olduğunu düşündüğü yırtık kanlı bir bez parçası buldu. Külle kaplanmış yüzüne götürdü, hıçkırıyordu. Turala Bosriel’in adını haykırdı fakat gelen tek cevap küller içinden uğuldayan rüzgarın sesiydi.

“Bunu kim yaptı?” diye bağırdı. Göz yaşları yüzünü yol yol boyayarak akıyordu. “Yemin ediyorum Oblivion’un her alev parçasını çağıracağım! Bebeğime ne yaptılar?”

“Kimin yaptığını biliyorum.” dedi Cassyr sessizce, atından atlayarak, kadının yanına geldi. “Bu silahları daha önce de görmüştüm. Korkarım bu isten sorumlu kişilere Dwynnen’de rastladım fakat seni bulabileceklerini asla tahmin edememiştim. Bu Matemhisar Dükü’nün suikastçılarının işi.”

Duraksadı. Sonrası zaten yalanın işiydi. Benimse ve doğaçla. Daha da ötesi söylediği şeylere kadın anında inanmıştı. Dük’ün zalimliğine duyduğu öfke, onu sakinleşmiş gösteriyordu, ama gerçek asla bu değildi. Turala’nın alev alev gözlerine bakan biri, Daedra’yı çağıracağını ve hem adamın hem de kendi öcünü Rüzgartepe’den alacağını görebilirdi. Açık olan bir şey daha vardı ki Cassyr Daedraların her sözünü dinleyeceğini biliyordu.

Ve dinlediler de. Arzudan daha kuvvetli bir güç varsa o da öfkedir ve öfke dahi duracağı yeri şaşırabilir.


 

İlk Çağın Son Yılı 2920 – Kasım ile devam edecek…

Eğer yazım veya bilgi hatası bulduysanız ilgili yeri seçip Ctrl+Enter ile bize bildirebilirsiniz.

Yazım Hatası Bildirimi

Renkli kısım rapor edilecek: