İlk Çağın Son Yılı 2920 – Ekim

Son Güncelleme: , mertusta

Kitap Künyesi
Oyunlar: Morrowind, Oblivion, Skyrim, ESO
Çevirmen: Alper Kurt
Orijinal İsim: 2920, Frostfall

10 Ekim, 2920
Phrygias,High Rock

Önlerindeki yaratık gözlerini kırptı. Hiçbir his barındırmayan gözleri parlıyordu. İşlevini yeni öğreniyormuş gibi ağzını açtı ve kapadı. İnce bir salya birikintisi dişlerinden sarkmış, öylece kalakalmıştı. Turala daha önce böyle bir şey görmemişti. Yaratık sürüngenimsi ve devasa bir şeydi ve arka ayaklarının üzerinde tıpkı bir insan gibi duruyordu. Mynistera coşkuyla alkışladı.

“Yavrum.” dedi sevinç çığlıkları içinde. “Bu kadar kısa bir zamanda inanılmaz yol kat ettin. Bu Daedroth’u çağırırken ne düşünüyordun?”

Turala’nın hiçbir şey düşünmediğini hatırlaması biraz zaman aldı. İçini Oblivion diyarına geçmenin karanlığı kaplamıştı. O an bu tiksindirici varlığı görmüş ve zihninin gücüyle bu tarafa çağırmıştı.

“Kırmızı rengi düşünüyordum.” dedi Turala odaklanarak. “Rengin sadeliğini ve berraklığını. Sonra – arzuladım ve tılsımı söyledim. İşte çağırdığım şey.”

“Arzu, genç bir cadı için büyük bir güçtür.” dedi Mynistera. “Bu örnekte de açıkça görülüyor. Çünkü bu Daedroth ruhların basit gücünden başka bir şey değildir. Arzunu bu derece kolay serbest bırakabiliyor musun?”

Turala gözlerini kapattı ve kovma sözlerini söyledi. Canavar hala gözlerini şaşkınlıkla kırpıştırırken, günışığında bir tabloymuş gibi kayboluverdi. Mynistera zevk içinde kahkaha atarak Kara Elf öğrencisine sarıldı.

“Buna hayatta inanmazdım. Meclise katılalı daha bir ay bir gün oldu ve buradaki çoğu kadından daha fazla ilerleme kat ettin. Damarlarında güçlü bir kan var Turala. Ruhlara sanki aşığına dokunuyormuşçasına yaklaşıyorsun. Bir gün bu meclisin başkanı olacaksın. Bunu gördüm!”

Turala gülümsedi. Kendine iltifat edilmesi hoştu. Matemhisar Dükü de güzel yüzüne tapıyordu ve şereflerini iki paralık etmeden önce de ailesi ahlakıyla övünüyordu. Cassyr bir yol arkadaşından daha öteye geçemediğinden onun iltifatları bir anlam ifade etmemişti. Fakat Mynistera’nın yanında kendini evindeymiş gibi hissediyordu.

“Sen daha bu meclisi daha çok uzun yıllar yöneteceksin yüce kız kardeşim.” dedi Turala.

“Kesinlikle amacım bu. Fakat ruhlar kimi zaman mucizevi yaratıklar ve doğrunun hata bilmez okuyucuları olsalar da genelde ne zaman ve nasıl soruları hakkında pek belirsizdirler. Onları suçlayamazsın da. Ne zaman ve nasıl soruları onlar için anlamsızdır.” Mynistera, Daedroth’un acımsı ve mide bulandırıcı kokusunun dışarı çıkması için sertçe esen bahar meltemini içeriye aldı. “Şimdi, Wayrest’e doğru gitmeni istiyorum. Gidip dönmesi iki haftanı alır sadece. Doryatha ve Celephyna’yı yanında götür. Kendi yağımızda kavrulan bir cemiyet olsak da burada yetiştiremediğimiz bazı bitkiler var ve bu civarlarda asla bulamayacağımız çok sayıda mücevherat da lazım. Şehirdeki insanların senin Skeffington Cadı Meclisi üyelerinden biri olduğunu anlamaları çok önemli. Adı çıkmış olmanın yararlarını sorunları aştıkça fark edeceksin.”

Turala kendine söylenildiği gibi yaptı. O ve iki kız kardeşi atlarına çıkarlarken Mynistera çocuğunu getirdi. Beş aylık küçük Bosriel annesine hoşça kal öpücüğü verdi. Cadılar, babası lanetli Dük, ebesi İmparatorluk ormanının kalbindeki vahşi Ayleid Elfleri olan bu küçük Kara Elf yetimini bağırlarına basmışlardı. Turala cadıların çocuğu canları pahasına koruyacaklarını biliyordu. Birçok öpücük ve küçük bir elvedadan sonra üç genç cadı kızıl, sarı ve turuncu bir parıldamanın altından geçerek koruluğa daldılar.

Eğer yazım veya bilgi hatası bulduysanız ilgili yeri seçip Ctrl+Enter ile bize bildirebilirsiniz.

Yazım Hatası Bildirimi

Renkli kısım rapor edilecek: