Ejderdoğan’ın Kitabı

Kitap Künyesi
Oyunlar: Skyrim
Çevirmen: Barış Solmaz
Orijinal İsim: The Book of the Dragonborn

Pek çok insan ” Ejderdoğan” terimini duymuştur – ne de olsa biz ” Ejderdoğan İmparatorlar” tarafından yönetiliyoruz – ama bu terimin asıl manası genelde tam olarak anlaşılmaz. Biz Talos Tarikatı mensupları için bu konunun ehemmiyeti büyüktür ve bu kitapta ben geçmiş çağlarda Ejderdoğan diye bilinenlerin tarihini ve önemini aydınlatmaya gayret edeceğim.

Alimlerin çoğu terimin ilk defa Akatosh Anlaşması’yla ilintili olarak kullanıldığı konusunda fikir birliğindedir. Söz konusu anlaşmada Kralların Madalyonu kutlu Aziz Alessia’ya verilmiş ve Tek Olanın Tapınağı’nda Ejder Alevleri ilk defa yakılmıştır. ” İnsanların çektiği çileye acıyan Akatosh, kıymetli kanını kendi kalbinden çekti ve bu ejderha kanıyla Aziz Alessia’yı kutsadı. Yapılan anlaşmaya göre Alessia’nın nesli ejderha kanına sadık oldukça Akatosh Oblivion’ın Kapılarını mühürleyecek, daedra ve hortlak ordularının düşman bildikleri daedraperver Ayleidlere saldırmalarına mani olacaktı.

Bu yüzden İmparatorluğun hükümdarlarıyla olan bağlantı daha en başından beri oradaydı – zira sadece ejder kanından olanlar Kralların Madalyonu’nu takabilir, Ejder Alevleri’ni tutuşturabilirdi. İmparatorluğun meşru bütün hükümdarları Ejderdoğanlardandı – Alessia tarafından kurulan ilk Cyrodiil İmparatorluğunun İmparatorları ve İmparatoriçeleri; Reman Cyrodiil ve halefleri; ve tabii ki Tiber Septim ve halefleri, ki onlar bugünkü İmparator’a, Majesteleri IV. Pelagius Septim’e uzanır.

Ancak İmparatorlarla olan bu bağlantıdan dolayı Ejderdoğan’ın diğer önemi göz ardı edilmiş ve ömrünü Bir Zamanlar Tiber Septim Olan Kutlu Talos’a adayan bizler dışında çoğu alimler tarafından unutulmuştur. Çok azı Ejderdoğan olmanın sadece belli bir soydan gelmenin ötesinde bir şey olduğunu fark etmiştir. Ejderdoğan olmak bizzat Akatosh tarafından kutsanmak demektir. Bu armağanın nasıl ve neden bahşedildiği bizim algımızın ötesinde bir şeydir. İmparator olup, Ejder Alevlerini yakan herkes kuşkusuz Ejderdoğandı – bunun kanıtı giydikleri madalyonda ve yaktıkları ateştedir. Ama onlar zaten Ejderdoğan oldukları için mi bu şeyleri gerçekleştirebilmişlerdir, yoksa bu eylemleri gerçekleştirirken mi Akatosh’un takdisi onlara bahşedilmektedir? Verebileceğimiz tek yanıt şudur: Her ikisi ama hiçbiri – tanrısal bir muamma.

Septimlerin soyu bütünüyle Ejderdoğandı, tabii Ejderdoğanlık müessesesinin kalıtsal olduğu sanrısının bu kadar yaygın olmasının sebeplerinden bir tanesi de budur. Ama kesin suretle biliyoruz ilk Cyrodiil hükümdarları akraba değillerdi. Ayrıca Reman Cyrodiil’in soyunun Alessia’dan geldiğine dair birtakım efsaneler olsa da – bunların çoğunun kökeni Reman’ın yaşadığı döneme dayanır ve büyük ihtimalle iktidara meşruiyet kazandırmak için uydurulmuştur – kanıt yoktur. Biz biliyoruz ki genelde İmparator’un fedaileri oldukları düşünülen Yalımların kökeni Tamriel’i Birinci Çağ’ın sonunda bilinmeyen nedenlerden dolayı işgal eden Akaviri mücahitlere dayanır. Anlaşılan o ki bunlar bir Ejderdoğan’ın izini sürüyorlardı – Soluk Geçit’te yaşananlar buna şahitlik etmektedir – ve Reman Cyrodiil’i Ejderdoğan olarak ilk ilan edenler Akaviri’ydi. Hatta kendisine İmparator statüsü kazandırmayı en çok isteyenler yine Akaviri’ydi (ancak Reman yaşadığı tarihlerde kendini hiçbir zaman bu ünvanla tarif etmemiştir). Son olarak, bilinmektedir ki Tiber Septim’le Tamriel’in önceki Ejderdoğan hükümdarları arasında bir kan bağı yoktur.

Aynı anda birden fazla Ejderdoğan olup olamayacağı meselesi gizemini korumaktadır. İmparatorlar bu düşünceyi bertaraf etmek için ellerinden geleni yapmışlardır ama tabii ki sadece İmparatorluk veraseti bile aynı anda en azından iki ya da daha fazla Ejderdoğan olabileceğini ima etmektedir: O anki hükümdar ve onun varisleri. Yalımların tarihi de bu yönde bir ipucu vermektedir – Reman’ın İmparatorluğu ile Tiber Septim’in yükselişi arasındaki fetret devrinde bu teşkilatın faaliyetleri hakkında az şey bilinmesine rağmen çoğu Yalımların Ejderdoğan oldukları sanılanları bulmak ve korumak için çaba sarf ettiklerine inanır.

Son olarak Ejderdoğan’ın asıl manası meselesine geliyoruz. Ejderhalarla olan bağlantı o kadar barizdir ki artık neredeyse unutulmuştur – ejderhaların uzak geçmişte kaldığı bugünlerde Ejderdoğan olmanın ” ejder kanı” taşımak demek olduğunu unutuyoruz. Bazı alimler bu kan bağının gerçek anlamda kastedildiğini düşünür ama bunun önemi kesin olarak bilinmemektedir. Nordlar masallarında öldürdükleri ejderhaların ruhunu çalan ejder avcısı kahramanlardan söz eder. Gerçekten de Akaviri’nin işgalleri sırasında pek çok ejderhanın izini sürüp, onları öldürdükleri bilinmektedir. Ayrıca bu faaliyetin teşkilatın Reman Cyrodiil’in Ejdermuhafızları (ejderhalarla başka bir bağlantı daha) olduktan sonra da sürdürdüklerine dair deliller vardır – bunlar bugünün Yalımları’nın doğrudan selefleridir.

Size ” Ejderdoğan Kehaneti” olarak bilinen şeyle veda ediyorum. Söylenenlere göre bu kehanetin aslı bir Kadim Tomar’a dayanmaktadır ama bazıları metni Akaviri’ye mal eder. Çoğu bu kehaneti çözmeyi denemiştir ve bazıları inanmaktadır ki sözü edilen alametler gerçekleşmiş ve ” Son Ejderdoğan” gelmek üzeredir. Ben kehaneti yorumlamak adına bir şey söylemeyeceğim ama bence öyle ima ediliyor ki Akatosh’un fanilere verdiği armağanın gerçek önemi henüz kavranabilmiş değil.

Karışıklık dünyanın sekiz köşesine hakim olunca,

Pirinç Kule yürüyünce ve Zaman yeniden şekillenince,

Kutlu üçlü mağlup olunca ve Kızıl Kule titreyince,

Ejderdoğan Hükümdar tahtından olunca ve Beyaz Kule düşünce,

Karlı Kule ayrık ve başsız, kanarken,

Cihanyiyen uyanır ve Çark, Son Ejderdoğan’a doğru döner.

Eğer yazım veya bilgi hatası bulduysanız ilgili yeri seçip Ctrl+Enter ile bize bildirebilirsiniz.