Dagoth Hanesi

Son Güncelleme: , mertusta

‘Dagoth Hanesi, “kayıp” Altıncı Hane’dir. İlk Çağ’da, Dagoth Hanesi Birinci Konsey Savaşı sırasında diğer Yüce Haneler’e ihanet etti ve hainliği için yok edilmiştir.

Dagoth Hanesi, yarı-tanrı Dagoth Ur tarafından yönetilen antik, artık geçerliliğini yitirmiş Altıncı Chimer Yüce Hanesi’nden geriye kalanlardır.

Hane, Vvanderfell’de 3. Çağ 400’de tekrardan kısa süreliğine gözüktü hemen sonra Nerevarine tarafından yok edildi. Dagoth Ur, Tamriel’i fethetmek için yeni bir tanrı -Akulakhan- yaratmaya kalkıştı. Ana üsleri Kızıl Dağ’ın içinde, Dwemerlar’ın açtığı kraterlerden oluşan antik kalelerde yatmaktadır.

Erken Dönem

Dagoth Hanesi
Dagoth Hanesi

Bilindiği kadarıyla, Dagoth Hanesi herhangi bir diğer Chimer Yüce Hanesi gibiydi. Gelişmesi, büyüklerine karşı çıkarak ve onlarla mücadele ederek gerçekleşti. İlk Çağ’ın erken dönemlerinde hiçbir Yüce Hane hakkında çok bilgi yoktur; Nerevar ve Dumac’ın Resdayn’a (Morrowind) hükmeden  İlk Konsey’i kurmasına öncü olduğuna neyin destek verdiği bilinmiyor.

Birinci Konsey Savaşı

Chimerler ve Dwemerlar arasındaki Birinci Konsey Savaşı’nda, bazı kaynaklar Dagoth Hanesi’nin Dwemerların yanında olduğunu ve yenildiğini, bazıları sonrasında Dagoth Hanesi’ne karşı bir Dunmer iç savaşı olduğu, kimi kesim de Dagoth Hanesi’nin Kızıl Dağ Savaşı’nda iki tarafa da  ihanet ettiğini öne sürer. Her hâlükarda Indoril Hanesi ve Hortator’u Nerevar Indoril tarafından yönetilen diğer Yüce Haneler, Dwemerları  bozguna uğrattığında, Dagoth Hanesi de yok edilmişti. Aynı Chimer-Dwemer savaşı, ilk çağın yedinci yüzyılının sonlarında Chimerlerin Dunmer’a dönüşmesine yol açtı.

Dagoth Hanesi’nin lideri Lord Voryn Dagoth idi. Başlarda Hortator Nerevar Indoril’in iyi bir arkadaşıydı. Kızıl Dağ Savaşı’nda tam olarak ne yaşandığı tarihin derinliklerinde kaybolmuştur. Nerevar danışmanlarından akıl isterken -Almalexia, Sotha Sil ve Vivec-, Dagoth’un başlarda Kagrenac’ın Aletleri’nin yok edilmesini istediği düşünülmektedir. Nerevar danışmanlarından döndüğü zaman, Dagoth çoktan Kagrenac’ın Aletleri ve Kalp ile deneyler yapıp, Dagoth Ur ismini almıştı. Tribunal’a -ve büyük ihtimalle Nerevar’a da- karşı savaştı ve Kızıl Dağ’ın, hatta Kalp Çemberi’nin bile altına sürüldü ve Tribunal Kagrenac’ın Aletleri’ni korumaya aldı.

Dagoth Ur’un ortadan kaybolmasından ve hanesinin kalanın savaşta tamamen ezilmesinden itibaren, Dagoth Yüce Hanesi, İkinci Çağ’ın sonuna  kadar bilinmezliğe gömüldü. Zehir Şarkısı gibi eserler, Dagoth Hanesi’nin diğer “resmi” haleflerini kayda geçirmektedir. Bunlar romantik eserler olabilir ancak Dagoth Hanesi’yle bilinen hiçbir şekilde ilişkili olmadığı halde sonraları, Corprus hastalarının rüyalarında Tanrı Dagoth Ur’un güçlü  ve boyun eğdirici fısıltısını tarif etmeleri kayda geçirmeye değerdir. Hane’nin İlk Çağ’ın kalan 2220 yılı veya İkinci Çağ’ın 882 yılı boyunca bozulmadan kalmadığı açıktır. Ve bu Hane’nin hayatta kalan üyelerinin dağılması diğer Haneler tarafından bilinen bir gerçektir.

Başka bilgilerin yokluğu nedeniyle Zehir Şarkısı gibi kitaplar mutlaka yaşatılmalıdır. Yarı-tanrı Dagoth Ur, nispeten kısa bir süreliğine uykulu modda kalmıştır ve sonra dağılmış ve harap olmuş Hanesi’nin üyelerini rüyaları aracılığıyla kendisine toplamaya başlamıştır.

Yeniden Uyanış

Dagoth Ur
Dagoth Ur

2. Çağ 882’de, İkinci Çağ’ın sonlarında, Dagoth Ur ve Kül Vampirleri Kalp Çemberi’ni açıkça yer edinerek, Kızıl Dağ üzerinde tekrardan aktif olmaya başlamıştır. Almsivi Lorkhan’ın Kalbi’nden gelen güçle kendilerini yeniden doldurmak için yıllık ayinlerine katılmaya kalkıştığı zaman, Dagoth Ur onlara karşı koydu ve nihayetinde Kalp Çemberi’ne giremez oldular.

Dagoth Ur’un güçlerini arttırmak için yaptığı ritüeller bilinmemektedir. Sessizliği boyunca bilinen tek şey halkından geniş kitleler toplaması ve onları korkulan yaratıklar yapmasıdır.

Dagoth Hanesi tekrardan ortaya çıktığında, temeli, henüz yaratılamamış “Akulakhan” adını alacak olan tanrıya dayanan, dünya çapında bir teokrasi oluşturmaya çalıştı. Bu Kagrenac’ın tanrısı “Numidium”u yaratmaya yönelik ikinci teşebbüs olacaktı, böylece Akulakhan, İkinci Numidium olarak da bilindi. Dagoth Hanesi’nin yaşayan, çarpık üyeleri Akulakhan’ın rahipleri olacaklardı.

Dagoth Hanesi hem dinsel destek (Tribunal Tapınağı’nın yaptığı gibi) hem de Morrowind’deki bütün dış denetimleri kaldırma sözüyle insanların desteğini aradı.

Altınca Hane muazzam miktarda planlaması olduğunu gösterdi ve sürekli olarak uzun dönem amaçları hedefledi. Dagoth Ur sonraki çatışmaları için genelde “bekle-ve-gör” yaklaşımını sürdürdü. Dagoth Hanesi ideolojik olarak inanılmaz yayılmacı olsa da, hareketlerinde müthiş derecede yavaştı. Vvanderfell 3. Çağ 414’te kapıları Tapınak’tan olmayanlara açılana kadar büyük ölçüde kolonileşmemişti. Tribunal’la 400 yıldan fazla süren çatışma sırasında, Dagoth Hanesi Kızıl Dağ’dan zar zor dışarı genişleyebildi- sadece kayıp Dunmer kalesi Kogoruhn ve birkaç kaçakçılık zincirine kadar.

Dagoth Hanesi ve Tribunal

Takip eden 400 yıl için (kabaca Üçüncü Çağ’ın ilk 400 yılı) Almsivi, Kalp Çemberi’ni ele geçirme girişimi için yağmacı ekipler gönderdi, ama tümü hep başarısız oldu. Aynı zamanda, Dagoth Ur manipüle ve rüya kontrolüyle takipçiler topladı. Dagoth Hanesi’nce öncülüğü edilerek Corprus vebası bu 400 yılda ortaya çıktı. Blight fırtınaları bu süre zarfında Vvanderfell’i gittikçe daha çok tahrip etmeye başladı. Blight fırtınalarının büyümesi, Vvanderfell insanlarına büyük bir tehdit oluşturuyordu. Bununla mücadele etmek için, 3Ç 400 civarlarında Almsivi Hayaletçit’in inşasına başladı. Tamamladığında, varlığını sürdürmesi için Tribunal’in gücünün çok büyük bir kısmı gerekiyordu. 3Ç 417’den önce bi’ ara tamamlandı.

Hayaletçit, Dagoth Hanesi’nin daha büyük bir planının parçasıydı belki de. Güçlerinin büyük kısmı Hayaletçit’in varlığını sürdürmesine adanmasıyla, Morrowind, 3Ç 414’de Tapınak dışı yerleşimlere açıldı ve Altıncı Hane Üsleri’ne yapılan baskınlarda Almalexia ile Sotha Sil Sunder ve Keening’i kaybettiler. Vivec’in müdahalesi, Almalexia ve Sotha Sil’in canını kurtararak kaçmasını sağlayan tek şeydi. Bu taktiksel güçlerin verilmesiyle, Blight’ın genişlemesinin, Tribunal’ı fırtınaları durdurmak için çokça enerji harcamaya zorlamasını sağlayan bir aldatmaca olarak amaçlandığına inanmak zor değil.

Aldatmaca hipotezini akılda tutaraktan, Dagoth Hanesi Acı Kıyı boyunca birçok kaçakçı üssü ve gemilerini çabucak ele geçirdi. Bunlarla birlikte, Dagoth Hanesi görünürde üzerlerinde bir çeşit ayartıcı büyü bulunan, “kül heykeller” isimli geleneksel putları ya ithal ya da ihraç ettiler. İnsanların cinayet işlemesine, agresifleşmesine sebep oldular ve mümkün olduğunca Dagoth Ur’un rüya nüfuzunu genişletmesini kolaylaştırdılar. Ayrıca Ald’ruhn’da bir malikaneye ash kin taşınmasına da sebep olmuş olabilirler.

3. Çağ 400’de büyük ihtimalle Hayaletçit’in tamamlanmasından önceki bir olayda, Dagoth Uthol eski Dunmer kalesi Kogoruhn’u aldı ve Hayaletçit’in altından, Kızıl Dağ’ın içine uzanan bir yer altı tüneli oluşturdu. Tribunal muhtemelen bu olaydan çok sonrasına kadar bunun farkında olmadı.

3. Çağ 417’de Uzuvkoparan ve Uzuvkesen’in kaybından sonra, Tribunal, başkentlerine çekildi ve saldırılar sadece Tapınak rahipleri tarafından gerçekleştirildi.

Hayaletçit’in zayıflamasıyla, Tribunal oranın içinde daha fazla baskın yapamadı. Planlarının ne olduğu bilinmiyor; Hayatletçit’i bırakıp, daha fazla güçle karşı saldırı yapabilmek için ilk Dagoth Hanesi’nin saldırmasını beklemiş olmaları mümkündür.

Dagoth Ur, Uzuvkoparan ve Uzuvkesen’e sahip olsa da, onları bir arada tutacak olan Wraithguard’ın eksikliğini çekti. Yapabileceği en iyi şey, Uzuvkoparan ve Uzuvkesen’in efsunları üzerinde çalışıp sonrasında efsunları kendi üzerine kopyalamaya kalkışmak olurdu. Bu şüphesiz ki biraz zaman gerektirdi ve Dagoth Ur sonraki 10 yılda dikkat çekici ölçüde sessizdi. Belki de Tribunal’ın ilk hamleyi Dagoth Hanesi’nin yapması için bekleme stratejisini anlamasıyla, 3. Çağ 427’de tarikatçıları çok daha fazla agresifleşti ve ani bir suikastlar zinciri ortaya çıktı. Bayağı ilginç şekilde, bütün bu suikastlar İmperyalleri ve Hlaalu Hanesi’nin İmperyal sempatizanlarını hedeflemişti. Herhalde Dagoth Hanesi’nin İmparatorluk’a ve onların bütün Tamriel’i  fethetme ülküsüne karşı olduklarından dolayı bu hedefler seçildi.

Dagoth Ur’un Uzuvkoparan ve Uzuvkesen’in sırlarını kavrayıp kendini ölümsüzleştirmeyi başarıp başarmadığını bilinmiyor. Bundan önce de, eylemleri üzerindeki zaman aralığı on yıldan daha fazlaydı ancak bu cidden hiçbir şeyi kanıtlamıyor.

Eğer yazım veya bilgi hatası bulduysanız ilgili yeri seçip Ctrl+Enter ile bize bildirebilirsiniz.

Yazım Hatası Bildirimi

Renkli kısım rapor edilecek: