Ayleid

Aldmerlerin Daedralara tapınma konusundaki yasaklarından bunalan Ayleid halkı, tıpkı diğer elf kuzenleri gibi Yaztutan Adalarından (Summerset), Tamriel’a göç etti. Devrin ilk gezginlerinden sayılan Topal the Pilot’ın keşifleri ile Nibenay Nehri’ni kullanarak Cyrodiil’e yerleştiler. Burada zaman içinde büyüyüp geliştiler ve civar bölgeleri fethetmeye başladılar.

Ayleid Halkının Gelişimi

Merkezi yönetimden yoksun, şehir devletleri halinde yaşadılar. Taptıkları Daedrik Prenslere büyük hürmet gösteren Ayleidler, Chimerlerin aksine onları iyi veya kötü olarak ayırmadı. Bilakis daha fazla güç için işbirliği bile yaptılar. Hatta işgallerinde ve Daedra inancını yaymalarına yardımcı olması için Prenslerden ordu desteği bile aldılar. Ayrıca aralarında hala daha Aedralara inanıp Daedraları reddeden Ayleidler de bulunmaktaydı.

Ayleidlerin önü alınamayan genişlemesini yavaşlatmak için Shezzar bile insanlara yardım etti. Fakat daha sonra başka bir yerde savaşmak için ayrıldığında Ayleidler tekrar genişlemeye devam etti.

Eski Nord hikayelerinde Ayleidlerin önü alınamayan genişlemesini yavaşlatmak için Shezarr’ın kuzeydeki ve Cyrodiil’deki insan ırkı adına Ayleid’lere karşı savaştığından ve daha sonra muhtemelen yardıma ihtiyacı olan diğer insanlara yardım için gittiğinden bahsedilir. Shezzar olmadan Cyrodiil insanları Ayleid egemenliği altına girdi. Ve Ayleidler buradaki insanları yani Nedeleri köle olarak kullanmaya başladı. İlk başta köleleştirme yaygın değildi, fakat zaman içinde tüm Ayleid şehir devletlerinde yaygınlaştı, ve insanlar sistematik bir biçimde köleleştirildi. Ayleidler farkında olmadan kendi sonlarını getirecek bir karar almıştı…

Ayleid Harabesi
Ayleid Harabesi

Alessia İsyanı

1. Çağ 242 senesinde Alessia adında bir köle Ayleidlere baş kaldırdı. Bu isyana zamanla tüm köleler ve hatta Aedralara inanan Ayleid devletçikleriyle, kuzeyden destek sağlayan Skyrimliler bile katıldı. Cyrodiil’de iç savaş başlamıştı…

Bir seneden kısa bir süre içerisinde Ak-Altın Kule (White Gold Tower) insanların eline geçti. Ayleid kültürünün mihenk taşı olan bu yapının el değiştirmesi, Ayleidlerin de düşüşünün başlangıcı olmuştur. Cyrodiil’in yeni yöneticileri olan insanlar, Daedra inancını yasakladı, ve onlara ibadet eden herkesi infaz etti. Tabi bu sırada müttefikleri olan Aedracı Ayleidler günlük yaşamlarına devam ediyordu. Ne var ki yakında sıra onlara da gelecekti.

Alessia takipçilerinin yönetimi ele geçirmesiyle yeni bir dini doktrin ortaya atıldı. Bu inanca göre sekiz Aedra ana tanrı kabul ediliyor ve Daedralar tamamen inkar ediliyordu. Bu yeni din, ilk insan imparatorluğunun tebaası olan hem Ayleidleri hem de insanları memnun etmek için yaratılmıştı. Dolayısıyla her iki kültürden de esintiler içermekteydi.

Yeni imparatorluğun ilk yüzyılı sakin geçti. Alessia, isyandan yaklaşık 20 sene sonra 266’da vefat etmiş, Daedra’ya inanan Ayleidlerin kökü kazınmıştı. 1. Çağ 361’de, Marukh adında bir rahip, gaipten sesler duyup Alessia’nın kendisiyle konuştuğunu iddia eder. Onun vaazları o kadar çok destekçi toplamıştı ki, din kisvesi altında imparatorluğu içeriden ele geçirmeyi başardılar. Alessia Doktrinleri adı altında 77 tane yeni kural türettiler. Bunların içinde en dikkat çekeni elflere özellikle Ayleidlere karşı olan nefret içerikli maddelerdir. Ölümün bir son olmadığı, aksine yeni bir başlangıç için ilk adım olduğundan bahsediliyor ve elflerin görüldüğü yerde katledilmesi önemli bir ibadet olarak addediliyordu. İnsanların İlk imparatorluğunun vasalı olarak hayatlarını sürdüren Aedra dinine mensup Ayleidlere karşı kıyımın ikinci ateşi yakılmıştı.

Ayleidlere karşı girişilen ilk savaş özgürlük amacıyla yapılırken ikinci savaş daha çok dini ağırlıklı olmuştur. Ayleid tapınak şehirleri yakılıp yerle bir edildi. Güç dengesi insanlar lehine o kadar baskındı ki, çoğu Ayleid karşı koyma gereksinimi duymadan başka bölgelere göç etti. Geride kalanlar ise birer birer öldürüldü. Alessia Doktrinleri ilerleyen yıllarda imparatorluğun da sonunu getirecektir.

Cyrodiil’den kaçan Ayleidler Ulu Kaya (High Rock) ve Vadiorman (Valenwood) başta olmak üzere etrafa dağıldı. Ulu Kaya’ya gidenler buradaki güçlü elf hanedanı Dirennilerin, Vadiorman’a gidenler ise Camoran Hanedanı buyruğu altına girdi. Cyrodiil’deki son bağımsız Ayleid Krallığı Nenalata’nın kralı Laloriaran Dynar ise Molag Bal tarafından tuzağa düşürülüp Coldharbour’da hapsedilmiştir. Nenalata’nın düşmesinden sonra diğer Ayleidler göç ettikleri yerdeki elfler tarafından asimile edilmiş ve bir daha asla tarih sahnesine çıkmamıştır.

Laloriaran Dynar
Laloriaran Dynar

Ayleid Toplumu

Toplumu tek bir imparatorluk altında toplanmayı başarmış ve 1. Çağ 243’te şampiyonları Umaril’in ölümü ve Ak-Altın Kule’nin düşüşüyle tamamen yok olmuşlardır.

Irkın yok olmasında, Ata Tapınağı dedikleri Ayleid kulesini kaybetmelerinin etkisi göz ardı edilemez. Kuleyi, Adamantine Kulesi’nin bir emülasyonu olarak yaptılar ve Lorkhan’ın Kalbi’nin kristalize kanı olarak inandıkları Chim-el-Adabal’ı kulenin içine yerleştirdiler. Kuşatma sırasında Ak-Altın Kule’yi korumak için çok uğraştılar ama başaramadılar.

Kendilerini genellikle tüyler ve boncuklarla süslemişlerdir. Ayrıca “sekiz” sayısına (Alessia tarafından Sekizler için yapılan tapınaktan dolayı olması  muhtemel) takıntılı oldukları söylenir.

Çoğu insan, bu ırkın zayıflamasının kölelerinden kaynaklandığını düşünür. Ayleid bilginleri ise, düşüşlerinin nihai nedenini kavgacı ve kibirli olmalarına bağlar. Köleleri çiftçilik, eğlence, inşa ve imparatorluğun bakım, onarım gibi işlerinde kullanmışlardır. Efsaneye göre, Cyrodiil’de Daedra ibadeti yapan birçok Ayleid, işkenceyi sanata çevirip farklı zevkler türetmiştir.

Ayleid krallıklarının ibadet ettiği en kötücü Daedralar kölelere kötü muamele sergilediklerini kanıtladılar. Birçok yerleşkeleri, “inilti çarkı”, “bağırsak bahçeleri”, “et heykel” gibi isimlerle ve zorla içirilen halüsinojenik ilaçlarla adlarını duyurdu, bunun yanı sıra gece vakti çocuk kurban seçimi yaptılar.
Büyü Ayleid toplumunun önemli bir parçasıydı. Altmer inancı doğrultusunda, Nirn’ün dört temel element olan ateş, su, toprak ve havadan oluştuğuna inanıyorlardı. Mundus ve Aetherius arasındaki yıldızların en görkemli biçimi ışıklarıydı. Bu yıldızlardan bazılarının büyüleri havaya karışmıştır.. Cennet düşen Aetherial parçaları, özellikle meteorik demiri, yıldız ışıklarının enerjilerinden yararlanabildiklerine inandıkları hazneleri yapmak için kullandılar. Bu Ayleid kuyuları Cyrodiil’in her tarafına dağılmıştır ve halen büyücüler tarafından güçleri emilebilmektedir. Bu enerjileri onların içine nasıl yerleştirebildikleri ve Ayleid yerleşkeleri ile bir ilişkileri olup olmadığı halen bilinmemektedir. Bu meteorik kristalleri Welkynd Taşları ya da Varla Taşları olarak bilinen büyüsel enerji depoları olarak kullandılar. Bu Alessia’nın İsyanına kadar gelişmekte olan bir teknolojiydi. Bu kristallerden bazıları kullanıcısının anılarını kaydeder ve kullanan kişiye kaydedilmiş anıları gösterebilir, fazla kullanımı ölümlere yol açabilir.

Ak Altın Kule
Ak Altın Kule

Nüfuslarının azalmasıyla kırsal, göçebe ve adapte olması zor bir hayata geçmişlerdir. Eğer hala yaşamakta olan bireyleri varsa muhtemelen saklanarak yaşamaya devam ediyorlardır. Ayleid bilgesi Tjurhane Fyrre kendi halkının durumu hakkında yazmıştır. Fyrre aktardığına göre, yaşamlarını kabile olarak sürdürdüğünü ve her kabilenin bir sonrakinden oldukça farklı olduğunu söylemiştir. Kara Bataklık (Black Marsh)’ta bulunanlar, ana Ayleid’lerin kültüründen çıkarılmış ve Alessia’nın orduları tarafından asla saldırıya uğramamışlardır. Bunlara da ne olduğu bilinmemektedir.

Din

İnançları hakkında birkaç bilgi verilebilir. Başlangıçları Yaztutan Adaları’ndan (Summerset) ayrılmalarıyla olmuş ve ayrıldıktan sonra bir daha asla birleşememişlerdir. Tarihçiler arasında “Tanrısız” ve “Daedra Aşığı” olarak bilinirler , toplum olarak esasen Elf Çağının son milenyumuna kadar, Daedra değilde Aedra’ya adanmışlardır. Toplumun büyüye verdikleri önem göz ve bazı şehirlerinin büyünün atası Magnus’a ibadet ettiğinden bu durum hiç şaşırtıcı değildir. Akademisyenler ayrıca Daedra Prensi Meridia’nın – aynı zamanda Merid-Nunda olarak bilinir – ışığın en kutsal parçası olduğu düşünürler.

Ayleid Kartalı
Ayleid Kartalı

Daedra kültürünün en yaygın olduğu zamanlarda bile (Tarih kısmında bahsedilmişti) bazı Ayleid krallıkları Aedra’lara ibadet etmeye devam etmiştir. Cyrodiil’deki birçok köle efendilerinden etkilenip Aedra’lara ibadet etmeye başlamış ve Alessia, Sekizler Tapınağına bir Aedra ibadeti yapan bir elfin girip Ayleid’ler ve Ayleid nüfuslu kölelere yardım yaptığından şüphelenmiştir. Atalarına çok bağlıdırlar ve “Aedra” tam anlamıyla “Ata” demektir.
Cyrodiil’deki Ayleid heykelleri, yay ve kalkanlıyı yakalayan bir kartalı gösterir. Yay ve Kalkan Auri-El’in silahlarıyla ilişkilendirilir. Kartal’da Altmer’lerde Aedra’yı simgeler ve muhtemelen bunu mirasları olarak bırakmışlardır.