Üstat Zoaraym’ın Hikayesi

Kitap Künyesi
Oyunlar : ESO, Morrowind, Oblivion
Çevirmen: Deniz Görmez
Orijinal İsim: Master Zoaraym’s Tale

Torval’daki İki Ay’ın Dansı Tapınağı yüzyıllardan beri el ve ayaklarını kullanarak dövüşen savaşçılar için en iyi eğitim yeri oldu. Üstatlar her yaştan ve imparatorluğun her yerinden öğrencileri eğitir, onlara en eski teknikleri ve en yeni uygulamalarını öğretirdi ve birçok öğrenci büyük bir ün ve gurur ile mezun olurdu. Ben de oradan mezun oldum ve genç bir çocukken ilk ustam Zoaraym’a eski öğrencilerden hangisinin tapınağın derslerini en iyi şekilde öğrendiğini düşündüğünü sorduğumu hatırlıyorum.

“O adamla karşılaştığımda öğretmen değil, öğrenciydim ben de henüz,” dedi, güzel anılarını hatırlayıp gülümseyerek. “Uzun zaman önceydi, daha senin anne baban doğmadan önce. Yıllar boyu gelişerek tapınaktaki daha zor ve daha fazla emek isteyen derslerin İki Ay’ın Dansı’nın en bilge ve en usta öğretmenleri tarafından öğretildiği sınıflara yükselmiştim.

Gi’Nanth, vücudunun olgunlaşması zihninin olgunlaşmasına eşlik etmeli ve bunun için biz tapınaktakilerin uzun yıllar içinde Riddle Thar’ın yöntemleriyle uyumlu bir şekilde geliştirdiğimiz, önceden belirlenmiş bir yol var. Ben en yüksek seviyeye ulaşmıştım, öyle ki doğaüstü, sihirli yöntemlerle bile ancak çok azı beni silahsız bir dövüşte alt edebilirdi.

O sıralarda tapınakta bir hizmetli vardı, benden ve sınıfımdakilerden birkaç yaş büyük bir Dünmer. Eğitim odalarına sessizce girip birkaç dakika içinde işini bitirdiği ve tek bir kelime etmediğinden çıkıp gittiği için yıllar boyunca onu hiç fark etmemiştik. Konuşsa da onu dinleyecek değildik, derslerimize ve eğitimimize o kadar gömülmüştük.

En son üstadımız aralarında benim de olduğum öğrencilere artık tapınağı terk etme ya da bir eğitmen olma zamanımızın geldiğini söylediğinde büyük bir kutlama töreni düzenlenmişti. Üstad-ı azam bizzat kutlamalara gelip bizi izleme alçakgönüllüğünü göstermişti. O zamanlar ve şimdilerde bir dövüş ve felsefe tapınağı olduğumuzdan sadece seçkin bir kısma değil bütün öğrencilere açık olan yarışma ve tartışmalar düzenlenirdi tapınağın arenasında.

Kutlamanın ilk gününde önce kiminle dövüşeceğimi görmek için dövüşçülerin listesine bakıyordum ki, arkamda hizmetlinin başrahip ile konuştuğunu duydum. İlk kez o zaman Dünmer’ın sesini duymuştum ve adını.

‘Halkının Rüzgartepe’deki mücadelesine tekrar katılmak istediğini anlıyorum, Taren’ diyordu başrahip. ‘Bunu duyduğuma üzüldüm. Yıllar, yıllar boyu buradaydın ve yokluğun hissedilecek. Eğer senin için yapabileceğim herhangi bir şey varsa lütfen şöyle.’

‘İnceliğiniz için teşekkürler,’ diye cevap verdi Dunmer. ‘Bir arzum var, lakin kabul etmek istemezsiniz diye korkuyorum. Tapınağa geldiğim ilk andan beri öğrencileri çalışırken izliyorum ve işim müsaade ettiği zamanlarda çalıştım. Burada sadece bir hizmetli olduğumu biliyorum fakat dövüş arenasında yarışmama izin verirseniz bundan onur duyarım.’

Dunmer’ın cüreti karşısında nefesimi tuttum, kendisini o kadar çok çalışan bizlerle dövüşmeye layık görmesi bile bir hakaretti. Beni çok şaşırtan bir şekilde başrahip, Taren Omathan adını dövüş listesindeki acemiler arasına yazarak bu isteği kabul etti. Bu haberi arkadaşlarım olan öğrencilere söylemek istedim fakat ilk dövüşüm birkaç dakika içinde başlayacaktı.

Pes peşe on sekiz müsabakaya çıktım ve hepsini mağlup ettim. Arenayı dolduran kalabalık yiğitliğimin farkındaydı ve her dövüşün sonunda nazik bir alkışla beni selamlıyorlardı. Her ne kadar kendi müsabakalarıma yoğunlaşmış olsam da arenadaki diğer müsabakaların daha fazla ilgi çektiğini fark ettim. İzleyiciler kendi aralarında fısıldaşıyorlardı ve gittikçe daha fazla insan benim üst üste aldığım galibiyetlerden daha ilginç bir şeyi görmek için ayrılıyordu.

İki Ay’ın Dansı Tapınağı’nda öğrettiğimiz en önemli derslerden biri kişinin kendi kibrini yok etmektir. O zamanlar kişinin kendi bedeni ve aklı arasında bir uyum elde etmesinin önemini ve dışarıdan gelen etkileri önlemenin önemsiz olduğunu kavramıştım fakat itiraf etmeliyim bunu bütün kalbimle kabul etmemiştim. İyi olduğumu biliyordum ama gururum incinmişti.

Sıra şampiyonluk müsabakasına gelmişti ve iki müsabıktan biri bendim. Diğer müsabıkın kim olduğunu görünce haleti ruhiyem incinmiş bir gururdan yekun bir güvensizliğe dönüştü. Hasmım hizmetli Taren idi.

Bir şaka ya da son bir felsefi test olmalı diye düşündüm. Sonra kalabalığa baktım ve bu büyük dövüşün olası sonuçlarını gördüm her bir gözün içinde. Birbirimizi selamladık, ben soğukça ve o ise büyük bir zarafet ve tevazu ile. Dövüş başladı.

İlk başta, hala bırak arenada savaşmayı onu temizlemeye bile layık olmadığını düşünerek çabucak bitirmeye çalıştım bu işi. Geçmişi düşündüğüm zaman mantıksızca hareket ettiğimi görüyorum zira bu aşamaya gelene kadar benim mağlup ettiğim kadar çok öğrenciyi mağlup etmiş olmalıydı. Saldırılarıma basit karşı darbelerle karşı koydu ve nazikçe karşılıklar verdi. Tekniği genişti, kapsamlı, karmaşık ve gizemli, bir bakmışsın ayak oyunları, ardından basit yumruk ve tekmeler. Onu etkilemek için kasıtlı olarak abartılı saldırılar yaptım fakat yeteneklerime dair yüzünde en ufak bir korku ya da küçümseme belirtisi yoktu.

Dövüş uzun bir süre devam etti. Kaybedeceğimi ne zaman fark ettiğimi hatırlamıyorum ama dövüş bittiğinde ortaya çıkan sonuç beni şaşırtmıştı. Nadir ve hakiki bir tevazu hissi ile önünde eğildim. Fakat gök gürültüsünü andıran alkış sesleri içinde arenayı terk ederken nasıl böyle gizlice gelişip ustalaştığını sormadan edemedim.

‘Hiçbir zaman tapınakta yetişme şansım olmadı,’ diye karşılık verdi Taren. ‘Her gün seçkin öğrencilerin çalışma odalarını ve ardından da yeni başlayanlarınkini temizledim. Anlayacağın, üstatları izler ve yöntemlerini öğrenirken hiçbir zaman o ilk hataları, dersleri ve teknikleri unutma şanssızlığını yaşamadım.’

Memleketine dönmek için ertesi sabah erkenden terk etti Torval’ı ve onu bir daha görmesem de insanlardan onun bir rahip ve eğitmen olduğunu duydum. Ben de hem yeni başlayan öğrencilere hem de seçkin öğrencilere ders veren bir eğitmen oldum. Ve en iyi öğrencilerimi unutulan dövüşün nasıl olduğunu görmeye getiriyorum ki, asla unutmasınlar.”

Eğer yazım veya bilgi hatası bulduysanız ilgili yeri seçip Ctrl+Enter ile bize bildirebilirsiniz.

Düzenleme Geçmişi

Etiketler:

Yazım Hatası Bildirimi

Altta renkli gösterilen kısım rapor edilecek: