Kaya Şehir: Bir Paralı Askerin Markarth Rehberi

Kitap Künyesi
Oyunlar : Skyrim
Çevirmen: Enes Yetiş
Orijinal İsim: The City of Stone

Skyrim’de para harcayıp duruyorsan, kiralık kılıcınla birlikte Enginyurt’un başkenti, Markarth’a mutlaka uğramalısın. Kaya Şehir’de belanın ardı arkası kesilmez, bu da orada akşam yemeğini karşılamanın türlü yolları var demek oluyor. Kiralık kılıcın seni kendiliğinden cepleri şişkin kodamanlara yönlendirecektir, ancak dinlendiğin vakitlerde arkanı kollamalısın.

Markarth, paralı askerlerin Yoldaşlar örgütünde olduğu gibi onurlu birer profesyonel gibi yetiştirildiği Akçay’a benzemez. Hayır, Markarth’ın kendine has kuralları vardır, yerli halkın sana öylesine sohbet esnasında bahsetmeyeceği türden kurallar. Şanslısın ki, yaşlı Bayan Alleia kalın kafanda bir ışık çakması için bu kitabı yazıyor.

Kaya Şehri’nde fark edeceğin ilk şey… Tabi ki kayalar. Söylentilere göre cüceler şehri dağın içine oymuşlar ve göründüğü kadarıyla gerçekten de öyle yapmışlar. Bunun anlamı şu; şehir dikey bir yapıya sahip, yani sokaklar gerçekten sarp kayalıklardan oluşuyor. Uzun lafın kısası, kafan güzelken buralarda yürümeye çalışma.

Şehre ilk girdiğinde pazar yerini görürsün. Tüccarlar sokaklarda yiyecek ve kıymetli taşlar satarlar. Et talebi çoktur çünkü bölgedeki yoğun kayalıklar tarım ve çiftçiliği imkansız hale getiriyor. Gümüş ise, şehirdeki devasa gümüş madeni sayesinde(az sonra bu konuya da değineceğiz), satın alabileceğin her türlü bileklik ve gerdanlık yapımında kullanılır.

Ne yaparsan yap, sakın Markarth muhafızlarına bir şey sorma. Ağına yakalanmışken kızgın bir Ayaz Örümceği senin için ne kadar yardımsever ise, onlar da öyledir, hele de Yeminliler ile ilgili ağzından en ufak bir şey kaçırırsan, yüzüne bile tükürebilirler. Yeminlilerden konu açılmışken, bu vahşi adamlar ve kadınlar Markarth’ta senin temel gelir kaynağın olabilirler. Mevkibeyinin daima Yeminli liderlerinin başlarına koyduğu bir ödül vardır. Eğer bir yudum şarap parası için birileriyle kılıç kalkan oynamaktan gocunmazsan, güzel iştir.

Pazar yerini geçtikten sonra Gümüşkan Hanı’nı ziyaret edebilirsin. İçkiler, biraz sulandırılmış oluyor(bunu şehrin ortasından akan ve Döküm Ocağından da geçen nehir suyundaki metal tadının şaraplarda da olmasından anlıyorum). Asıl önemlisi kalacak yer meselesi. Markarth’ta kalırken ucuz odalar kiralamak istersen eğer, karşında dostane bir yüz bulamayabilirsin. Yerli halk yabancılara pek güvenmez, bu yüzden beladan uzak dur ve kesenin ağzını biraz daha açarak kendine hakiki bir oda bul.

Uzun bir seyahatin ardından bir gün dinlendikten sonra, büyük bir uçurumun şehri tam ortadan ikiye böldüğünü fark edeceksin. içinden nehir geçen kısmına Nehir Kısmı derler, diğerine ise Kuru Kısım. Nehir kısmı Döküm Ocağının olduğu ve diğer işçilerin yaşadığı yerdir, o yüzden bu kısma gitmeye hiç zahmet etme. Onun yerine direk Kuru kısma git ve Kuzeyli soylularla görüş, bak bakalım çözebileceğin ne gibi problemleri varmış (ki sana büyük oranda iş verirler).

Görülmeye değer iki büyük yer daha var, Dibella Tapınağı ve Cidhna Madeni. Tapınak merkezdeki uçurumun tepesinde yer alır. İlahlarla aran iyiyse, gitmek için güzel bir yerdir ama aklında bulunsun, Dibella’nın kadın Rahipleri bu kutsal mekana erkekleri sokmazlar, bu yüzden uçurumdan aşağı serbest dalış yapmak istemiyorsan, oraya çat kapı girme.

Cidhna Madeni de daha önce bahsettiğim gibi gümüşün geldiği yer. Aynı zamanda bir hapishanedir. Markarth, cevheri kazıp çıkarmak için mahkumları kullanır ve orada işler hiç bitmez, bu yüzden yasa dışı bir şey yaparken yakalanma, yoksa sen de kazmaya mahkum edilerek madenin dibini boylarsın. Öyle görülüyor ki bütün mekan, şehirdeki en soylu aile tarafından sahiplenilmiş, Gümüşkanlar (zaten dikkat edersen, hanın ismi de Gümüşkan Hanı, bunun gibi tüyolar için kiralık gözünü dört aç). Gümüşkan ailesinden yetkili birisiyle iş ayarlamak için görüşmüştüm, ancak aktif bir paralı asker olmamın sebebi, madenlerini koruma arzum değildi elbette. Bu sadece şehirde birkaç ay kalmayı planladığın takdirde, aklında bulundurman gereken bir bilgi.

Anlatacağım son yer Mevkibeyinin mekanı olan, Taş Saray. Diğerleri gibi burası da büyüleyici bir mekan (seninkinin de yer altında inşa edilmiş olduğunu varsayıyorum), ancak bilmen gereken şey sarayın altında bulunan diğer şehir. Evet doğru. Markarth’ın hemen altında başka bir şehir daha yatar. Cüce harabelerinden biri. Bazen bu harabelerde keşif gezileri düzenlerler, ki bu da senin için iş fırsatı demek. Alimlere korumalık yapmak veya oraya buraya birkaç taş taşımak gibi işler yaparsın. Eğer şanslıysan eski cüce makinelerinden birine de rastlayabilirsin ve aleti paramparça ettikten sonra yanına ondan bir iki hatıra alırsın.

Artık Bayan Alleia’nın eli yorulmaya başladı, demek ki rehberi yeterince yazmışım. Son bir tavsiye, Markarth’ta beladan uzak dur. Kavga çıkarma veya kavgaları ayırmaya çalışma. Şehirden biri sana bunun için para vermediği sürece, burnunu kimsenin işine sokma çünkü emin ol, Markarth’ta kimse orada bulunmanı istemiyor. Paranı kazan, içkini iç, görmen gerekenleri gör ve yoluna devam et. Kaya Şehri’nde değiştirebileceğin hiçbir şey yok ve bu böyle kalsın.

Eğer yazım veya bilgi hatası bulduysanız ilgili yeri seçip Ctrl+Enter ile bize bildirebilirsiniz.

Düzenleme Geçmişi

Etiketler:

Yazım Hatası Bildirimi

Altta renkli gösterilen kısım rapor edilecek: